I wanna leave you
Don’t wanna stay here
Don’t wanna spend another day here
I wanna split now
I just can’t quit now
You’ve really got a hold on me!
I wanna leave you
Don’t wanna stay here
Don’t wanna spend another day here
I wanna split now
I just can’t quit now
You’ve really got a hold on me!

Beni tanıyan biri “Aha tam senlik olmuş” der.
Ne zaman başım sıkışsa, bilgisayar başında yapmam gereken şeylerden nefret etsem polyvore yardımıma koşuyor. Bir de keşke yaptığım kombinleri polyvore’dan direkt eklemeyi başarabilsem, böylece markalar ve fiyatları da görülebilecek. Çünkü fiyat konusunda da tam benlik davranıyorum da (fazla pinti).
Temmuz ortası dünyanın bir yerlerinde sabahken yazmaya başlayacağım Moleskine’ime kalem bulamıyorum. Her daim dünyanın bir yerlerinde gece olması da çok garip değil mi?
Bir de ben hiçbir zaman başladığım bir günlüğü tamamlayamadım. Çünkü mantıksız geldi. “Zaten bildiğim şeyleri yazıyorum.” diye düşündüm. Kimin için ki? Hem Alzheimer olmam ya da hafızamı kaybetmem çok küçük bir olasılıksa, sırf bu olasılıkların hatrına mı zaman harcayayım da yazayım dedim. Büyük bir iş yükü olduğuna inandım hep. Ya ben günlük yazmanın mantığını anlayamamıştım, ya da günlük yazmak gerçekten akıllı işi değildi.

Şimdi düşünüyorum da, bence günlük, ona günlük denilince anlamını yitiren bir kavram. Günlük yaşadıklarını yazdığın not kağıtlarının toplamı. Evet, gerçekten gereksizleşti böyle tanımlayınca. Oysa ki günlüğe düşünce defteri, hayal kitabı, projeksiyonlar, ya da şöbiyet bile desek daha mantıklı olacak. Şu an bir şöbiyet yazmayı her ne kadar istesem de hala kafamda onun bir zaman kaybı olduğunu çürütecek karşı tezler yok. Bu nedenle kalem arama sürecimi olduğunca uzatmam, hiçbir kalem beğenmemem de aslında bilinçaltımın bir oyunu. Sanırım biri bana bir kalem alıp bana fırlatana kadar da kendimi o kadar kötü hissetmeyip şöbiyete başlamayacağım. Ama olur da bir gün fikrim değişirse, yazdığım şeyleri bir hipster edasıyla taratır eklerim belki, ya da gittiğim bir şehrin kartpostalını yapıştırdığım havalı bir sayfasının fotoğrafını çekerim. Sonuçta ben şöbiyetin mantıklılığına inanmazken Tumblr’a yazı yazan bir insanım.
Şu an müstakbel evimde saat 08:52, günlerden hala bugün. Ne kadar garip.

Flickr bizsiz gayet yaşayabilir ama Flickr için fotoğraf çekme gayretlerimizi özlemiyor değilim.

ÇILDIRMIYCAM
ÇILDIRMIYCAM
ÇIIIILDIIIIRMIIIIYYYCAAAAAM



bir şey özlediğim belli de, ne olduğunu çıkaramıyorum.